26 Ağustos 2010 Perşembe
PLASTİK KAPAKLARI ATMAYIN
http://www.engellilersitesi.com/haber/6550-yasam-sise-kapaklari-engelliler-için-umut-oluyor.html ADRESİNDEN DAHA AYRINTILI BİLGİ EDİNEBİLİRSİNİZ.
16 Ağustos 2010 Pazartesi
MAVİ PEMBE
mavi ve pembe boncukları gri zemin üzerine yine doğaçlama diktim.
çok şirin oldular.hem kolay yapılıyor hem de kullanışlı
MAVİ KOLYE
15 Ağustos 2010 Pazar
YEŞİLİN HALİ BAŞKA
14 Ağustos 2010 Cumartesi
ŞAHMERAN
Bunlardan birkaç model yaptım, bakalım sizlerde beğenecek misiniz.
Bu modelleri tamamen boncuk örme işi ile yaptım.Yüzük tek ve orta parmağa takılıyor.
Bu modelde zincir ve metal boncuklu oldu.Yüzük 2 adet kullandım.İteğinize göre yüzük ilave edebilir veya çıkartabilirsiniz.
13 Ağustos 2010 Cuma
Buradan sevgili nedret hanıma bu güzel tasarım için teşekkür ediyorum. Eğer daha güzellerini görmek isterseniz ZARİFCE den takip edebilirsiniz.
7 Ağustos 2010 Cumartesi
YAŞASIN HAYAT
Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat.
Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!
Bana, güncel kargaşanın ortasında,
Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver...
Bir çiçeğe bakmayı,
Eski bir dostla sohbet etmeyi ya da yeni bir dost edinmeyi;
Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı;
Ağ yapan bir örümceği izlemeyi;
Bir çocuğa gülümsemeyi;
İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı - ve -
Yarışın daima daha çok hız için olmadığını anımsat her gün bana,
Yavaşlat beni Tanrım!
Ve bana ilham ver
Köklerimi,
Yaşamın katlanılan değerler toprağının
Derinliğine göndermek,
Kaderimdeki yıldızlara doğru - daha çok -
Büyüyebilmek için...
Wilfred A. Peterson
15 Temmuz 2010 Perşembe
CENNET
Yolcu, kapıdaki bekçiye dönmüş.
'İyi günler.'
'İyi günler,' diye yanıt vermiş bekçi.
'Burası harika bir yer, adı ne?'
'Burası cennet.'
'Ne iyi, cennete gelmişiz, çünkü çok susadık.'
'İçeri girip dilediğiniz kadar su içebilirsiniz', demiş bekçi ve eliyle çeşmeyi göstermiş.
'Atımla köpeğim de susadılar.'
'Kusura bakmayın,' demiş bekçi. 'Buraya hayvanlar giremez.'
Yolcu çok üzülmüş, çok susamışmış, ama suyu tek başına içmek istemiyormuş. Bekçiye teşekkür edip yoluna devam etmiş. Epeyce bir süre yamaç yukarı gittikten sonra eski görünümlü küçük bir kapıya varmışlar, kapı iki yanı ağaçlıklı toprak bir yola açılıyormuş. Ağaçlardan birinin altında, şapkasını alnına indirmiş, uyur gibi yatan bir adam varmış.
'İyi günler,' demiş yolcu.
Adam başını sallamış.
'Atım, köpeğim ve ben çok susadık.'
'Şurada taşların arasında bir pınar var,' diyen adam eliyle orayı işaret etmiş. 'İstediğiniz kadar su içebilirsiniz.'
Yolcu, atı ve köpeği pınara gidip susuzluklarını gidermişler.
Yolcu bekçiye teşekkür etmiş.
'İstediğiniz zaman yine gelebilirsiniz,' demiş bekçi.
'Buranın adı ne?'
'Cennet.'
'Cennet mi? Ama mermer kapıdaki bekçi bana orasının cennet olduğunu söyledi.'
'Orası cennet değil cehennemdi.'
Yolcunun aklı karışmış 'Sizin adınızı kullanmalarına niye izin veriyorsunuz? Yanlış bilgi vermeleri büyük karışıklığa neden olur!'
'Hiç de değil. Aslında onlar bize büyük bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarına sırt çevirenlerin hepsi orada kalıyor çünkü."
Paulo Coelho
"Şeytan ve Kadın" isimli kitaptan bir alıntı
Çok doğru öyle değil mi? Ne dersiniz.Çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim.
2 Temmuz 2010 Cuma
SEVMEYİ UNUTANLAR İÇİN
yalan her şey gibi
aşklarınız da.
yaşamı ölüm
diye anlatıyorlar size
yalanı gerçek diye.
ne leylakların
tomurundan
haberiniz var
ne önünüzden
kara bir tabut
gibi geçen geceden.
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan aşklarınızda.
Behçet Aysan
1949 yılında Ankara'da doğdu. Selimiye Askeri Ortaokulu ve Kuleli Askeri Lisesi'nde okudu. 1968'de Ankara Tıp Fakültesi'ne askeri öğrenci olarak girdi.
12 Mart döneminden sonra politik nedenlerle ara vermek zorunda kaldığı tıp öğrenimi sırasında çeşitli işlerde çalıştı. Mezun olduktan sonra İzmit'e atandı. Ankara'da psikiyatri ihtisası yaptı. SSK Yenişehir Dispanseri'nde doktor olarak çalışmaktaydı.
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak Oteli'nde yakılarak öldürülen 35 kişiyle birlikte can verdi. Ölümünden sonra Türk Tabipleri Birliği tarafından adına şiir ödülü verilmeye başlandı.
Sevgi ışığımız eksilmesin...
1 Temmuz 2010 Perşembe
BİR KAÇ MODEL DAHA
Bu modelde ipek fular kullandım.
Şifon ve sarı metaller.
Zincir ve doğal taşlardan oluşuyor.
24 Haziran 2010 Perşembe
Arkadaşlar! fotoğraflar elimde olmayan nedenlerden dolayı net olmadı, o yüzden yakın çekimleri eklemedim. Düzeltmek için uğraşıyorum. Bu kolyede de 8 numara işleme ipi ile ördüğüm katmerli gülleri ve eskiden kalmış,top top örülmüş tülbent boncuğu kullandım. keten kurdele üzerine yerleştirdim,birazda metaller ekledim...
Burada metal , örgü nazarlıklar ve zincirler kullandım...
.jpg)
Offffffff net çıkmamış ama diğerlerini ekleyip bunu eklemeden yapamadım. Maviş maviş.
Yeşilin saplarını makara örgüsü ve merserize makrome ipi ile yaptım...
Dore desenli keten kurdele,dore merserize ipten yapılmış katmerli güller ve krem rengi katmerli güller,aralarda da pirinç objeler,sarı inciler birbirine yakıştılar.Ne dersiniz...
Kolyemin sapı spiral herringbone tekniğine göre yapıldı.Herringbone dokuma tekniği 200 yıldan uzun zaman önce Afrikalı kadınlar tarafından uygulanmış,günümüzde de çok beğenilen bir örgü şeklidir.bu tekniği internet sitelerinde bulabilirsiniz. Ben craft dergisinden öğrenmiştim ama biraz karışık anlatılmış. Daha kolay anlatımı araştırıp ekleyeceğim. ben çok eskiden yapmıştım bu kolyeyi o yüzden iyi anlatamam sanırım.
Kolyemin bir tarafı da çok çeşitli boncuklar ve yemeni oyaları ile oluştu.Yemeni oyalarını kullanmayı çok seviyorum.Öylesine kafama göre gelişigüzel dizdim onları.
23 Haziran 2010 Çarşamba
Kıyafet denerken giy çıkar derdine son | Türkiyenin en büyük mail grubu
Bu video yu görünce hemen paylaşmak istedim.Büyük kolaylık, izlemenizi öneririm.
21 Haziran 2010 Pazartesi
10 Haziran 2010 Perşembe
ARKADAŞLAR
Blogumdaki resimler google engellemesinden dolayı gözükmediğini öğrendim. Bu aksaklığın giderilmesini en kısa zamanda sağlayacağımı bildirmek istedim.
9 Haziran 2010 Çarşamba
ÖĞÜTLER
Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.
* Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.
* Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. * Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.
* Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.
* Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.
* Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.
* Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.
* Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.
* "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.
Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.
* Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.
* Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.
* Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.
* Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor.
* Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
* Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!
* Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.
* Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
* İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.
İnsanin tum evrende kesin olarak duzeltebilecegi tek bir sey vardir: kendisi.
Aldouf Huxley Facebookta bu yazıyı okuyunca paylaşmadan yapamadım. Benim çok hoşuma gitti. Yol gösterici gibi. Çoğaltıp evin her yerine astım.
6 Haziran 2010 Pazar
4 Haziran 2010 Cuma
04 Haziran 2010 Cuma
BİR ÇEŞİT TERAPİ
Başkalarına da oluyormu bilmem ama ben bu işleri yapmaya başlayınca zaman duruyor sanki! Dünyada sadece boncuklar, renkler,kumaşlar,modeller var da bende onların arasında mutlu mesut yaşıyorum.Ne kadar zaman geçti anlamadan. Bence bu bir terapi. Sonra birden bakıyorum ki bitmiş…İşte en mutlu an. Hani güzel bir şey üretmenin hazzı vardır ya işte öyle. Mutluyum… biraz seyrediyorum,takıp takıştırıp deniyorum……….O da ne ellerim boş. İşte o zaman bir panik, oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi buruk. Her şeyi anladımda işte bu duyguyu neden yaşadığımı anlayamadım,hemde her seferinde.Bitsin istemiyor muyum ne? Tek çareyi yeniden bir işebaşlamakta buluyorum.
.jpg)
Evvvveeeeet yine başladım yeni bir model kolye yapmaya.Benzer bir kolye ama bu sefer sadece şekli farklı. Aynı şekilde tek tek işleyerek bu kolyemi de bitiriyorum… Yine doğaçlama yine kendimce şekiller yaparak!..
Bir model daha!.. Bu modelde kumaş yerine eski bir tığ oyasını kullandım. Asıl rengi beyazdı,kahvaltıdan demlikte kalan çayın rengi çok yakıştı. Şekerli çay lekesi çıkmaz diye aklımda kalmış. hemen çayı kaynatıp içine şeker attım, danteli içine tamamen ıslanacak şekilde iyice bandırdım. Soğuyunca çıkarıp duruladım ve kurumaya bıraktım.Kuruduktan sonra ütüledim ve işlemeye hazırladım. Dantelin rengine çok uygun ,rahmetli annemin çeyizim için hazırladığı boncuklu yemeni oyasıda vardı .Biraz kum boncuk, biraz da iri boncukları yine iğne iplikle dantelin üstüne dikelerek şekiller verdim. Bu sefer biraz dantelin modeli,beni şekil vermede yönlendirdi.
İşte ortaya hoş bir takı çıktı. Evet çok emek istiyor,çok zaman istiyor ama zevkli bir uğraş,severek yapılınca hiç zor gelmiyor.Yaparken duyduğum hazzı sizlerle paylaşırken de duyuyor olmak ayrı bir güzellik… Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum…